CENNETLİK KİM?
İsrail eski Cumhurbaşkanına soruyorlar: “Kuran’da Allah Müslümanları galip getirecek buyuruluyor, bundan korkmuyor musunuz?” Bunun üzerine Ehud Barak “Kuran’ın bahsettiği Müslümanlar gelsin düşünürüz.” diye cevap veriyor. İşte geldi, Yahudilerin korktuğu başlarına geldi, o Müslümanlar, hem de yanı başlarında Gazzeli ve Filistinliler olarak karşılarına çıktılar.
Hamas lideri İsmail Haniye bana bunları düşündürttü. Ramazan Bayramının ilk günü, 3 oğlu ve 4 torunu İsrail bombardımanı sonucu şehit oldular. Bu acı haberi öğrenen Haniye metanetinden hiçbir şey kaybetmeden “Bütün Filistinliler benim evladım, onların birbirinden farkı yok” diyerek gerçek bir mümin ve gerçek bir lider olduğunu ispat etmiş oldu. Sadece o mu? Hayır. Yediden yetmiş yediye bütün Gazzelilerin tavrı aynı.
7 ekime kadar Filistinliler nice büyük çileler çekti, zulümlere maruz kaldı. Ama o tarihten itibaren İsrail, uyguladığı zulmü tam bir soykırıma çevirdi ve dünyanın tepkisine aldırmadan da bu vahşice saldırılarını arttırdıkça arttırdı. 30 bin Müslüman çoluk çocuk demeden medenî dünyanın gözleri önünde katledildi. Bu kadar katliama, tepelerinde patlayan bombalara rağmen Gazzeli müminler hallerinden asla şikâyet etmeden vakur bir duruş sergilemektedirler. Gerek bu duruş; gerekse İsrail’in bütün bu zalim tavırlarına rağmen, Hamas ve Kassam Tugayları mensuplarının özellikle esirleri bırakırken ki insanca davranışları bütün insanlığı etkiledi. Bütün dünya Filistin davasına sahip çıkmaya başladı. İnsanların bu tek yanlı zulme karşı bir şey yapamaması, içinde müthiş bir öfke birikimine sebep oluyor ve bütün dünyada büyük protestolara yol açıyor.
Bir yandan kendi içlerinde çöküşün etkisini yaşayan Yahudiler giderek artan bu öfkeden korksunlar bence. Bir gün ölüm kusan silahları sustuğunda, onları insanlığın elinden kim kurtaracak merak ediyorum. “Arkasına saklanacakları Gamkat ağacı bile onları ele verecek” buyuruyor İslam’ın yüce peygamberi. Küçük bir kız çocuğu bile Yahudilere “Bizi yenemeyeceksiniz” diye haykırıyordu. Bu nasıl bir inanmışlık Allah’ım? Bunun karşısında ise, bu kadar yıkıma ve orantısız güce rağmen İsrail bir ufak zafer bile elde edemedi, edemeyecek de.
Gazzeli’yi ölümler bile durdurmuyor. Allah’tan başka hiçbir şeyden korkmayan insandan ancak hainler korkar. Gazzeliler adeta bugüne gelmiş birer “Asr-ı Saadet” Müslümanı. Bu insanları düşündükçe “İşte cennetlikler!” diyorum ve “Onlar varken, biz cenneti hak edebilir miyiz?” diye endişeye de kapılıyorum. Elbette onu biz yaptıklarımızla hak edemeyiz, ancak Allah lütfederse kazanırız. Bu sebeple Allah’ın rahmet ve merhametine sığınıyorum.
Yardım göndermeye çalışıyoruz, ama keşke elimizden çok daha fazlası gelseydi. Ben oradaki şehitlere üzülmüyorum, onlar kendilerini kurtarıyorlar. Ben kendime üzülüyorum. “Kendimizi nasıl kurtaracağız, nasıl cenneti hak edeceğiz?” diye.
Kendimi Hz. İbrahim’in ateşine gagasıyla bir damla su taşıyan aciz kuş gibi görüyorum. Hani Hz İbrahim ateşe atıldığında bu kuş bir damla su getirip ateşe dökmeye çalışmıştı da, Hz İbrahim ona sormuştu: “Ey kuş, ne yapıyorsun?” Kuş da “Ateşi söndürmeye çalışıyorum Ya İbrahim” diye cevap vermişti. “O kadarcık su bu ateşi nasıl söndürür?” sorusuna ise kuş “Olsun, tarafım belli olsun” demişti. Sonra orası Allah’ın “ey ateş serin ol!” demesiyle gül bahçesine dönüşmüştü.
Allah’ım, bu Asr-ı Saadet Müslümanları kadar olamasak da, onları çok seviyoruz. En azından tarafımızı belli ediyoruz. Bu yüzden bizi hesaba çekme! Bizleri de o şehitlerle birlikte haşret Ya Rabbim. Amiiin. Amin.